Hikayemiz

Tirilye, her şeyin başladığı yer

Zeytinlerin ve bahçelerin içerisinden gelen bir hikaye bizimki. Binlerce yıllık bir yerleşim yeri, yüzlerce yıllık adıyla Tirilye. Ailece Makedonya’da süren hayatımız mübadele sonrası bizi cennet bir kasabaya doğru yola çıkardı ve Tirilye’yi bize vatan, ekmeğimizi, yiyeceklerimizi ürettiğimiz bereket tarlası haline getirdi. Dedelerimiz emek verdiler, babalarımız annelerimiz onları takip ettiler ve yaklaşık yüz yıldır bu cennet kasabanın bereketli toprakları yatağımız, yüzlerce yıllık ağaçları güven kaynağımız, başakları bereketimiz, masmavi denizimiz ve gökyüzümüz ise umutlarımız oldu. 

Yüzlerce yıldır zeytin ve zeytinyağının en mükemmelini insanlığa sunan bu kasabada yetişen herkes gibi ben de çocukluğumda her sabah kahvaltıda Tirilye’nin zeytin bahçelerinde olgunlaşan eşsiz zeytinleriyle, kümesimizden topladığımız yumurtalarla, kendi pişirdiğimiz cevizli lokum ve ekşi mayalı sıcacık ekmekle, bahçelerimizden topladığımız meyvelerden yaptığımız reçellerle, köyümüzün ineklerinin sütleriyle beslenerek büyüdüm. Bu bereketli toprakların bize verdikleriyle günden güne büyüdüm olgunlaştım, okulumu bitirdim, aile kurdum, evlatlar yetiştirdim. Yaşamım boyunca kendim hep geliştim ve değiştim, ancak bir şey değişmedi, bu cennet kasabada etrafımızdaki bereketli bağlar, bahçeler.

İlk hayaller, başlangıçlar

Çocuklarım büyümeye başlayınca böylesine bereketli bir kasabada üretmeden duramazdım, arayışlara başladım. Zaten daha 12 yaşındayken babamdan zorla izin alıp kasabamızda konservecilik kursuna yaşı en küçük kursiyer olarak katılmıştım. Önce bu kasabada yüzyıllardır üretilen sabuna merak sardım ve ürettim. Çok beğenilen sabunlarım 2002 yılında BTSO Girişimcilik Kongresinde ödül kazanınca bir miktar ödülü sermaye olarak kullanmaya karar verdim. Sabun üretimi kasabamızda çok yaygın olmasına rağmen yöremizin enfes meyvelerinden reçel üretiminin yapılmadığını fark edince meyvelerle bambaşka bir ilişki kurdum. Her yaz alışılageldik şekilde tarlaları süsleyen böğürtlenleri, çilekleri, karadutları elime aldığımda artık onları birer mücevher gibi hissetmeye, onların reçel olarak şık kavanozlarda sergilendiği küçücük bir dükkan ve bu dükkanda nefis reçelleri bu kasabaya gelen insanlara sunmayı hayal etmeye başladım. Bu meyveler nefis reçellere dönüşecek, sadece Türkiye değil dünyanın her yerinde insanların damaklarında hoş bir tat, zihinlerinde ise Tirilye ile ilgili tatlı hatırat bırakacaktı. 

Hayallerin gerçeğe dönüşmesi

İnsan hayal kurar da gerçek olmaz mı? Hele böylesine büyülü bereketli bir köyde. 2003 yılında kendi başıma 30 kavanoz reçelle Tirilye’ye komşu Kumyaka Köyünde başladığım üretim yine Kumyakalı kadınların bereketli elleriyle büyüdü, büyüdü ve 1000 kavanoza kadar çıktı. Kavanoz sayısı günden güne artarken iki şey hiç değişmedi, eşsiz güzellikteki Tirilye’de denizden gelen dalga, bahçelerden gelen kuş sesleri ve 17 yıldır kaynayan kazanımızda kepçemizin karıştırma sesi. Bugün hala teknolojiye inat 17 yıl önceki heyecanımızla geleneksel kazanımızı karıştırmaya, ülkemizde ve dünyada insanların kahvaltı sofralarına eşsiz tatlar sunmaya devam ediyor, eşimle ve kadın çalışma arkadaşlarımla sürdürdüğümüz bu tatlı uğraşımıza evlatlarımızı da katarak gelecek nesillere, yüzyıllara taşımaya çalışıyoruz.  

Saygı ve sevgilerimle,

Dilek Şeker